şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Aralık 2007 Cuma

Bugun Ölüm bir başka güzel geldi bana

Bugun Ölüm bir başka güzel geldi bana
Her bir sevdanın arkasında buğulu bir bakışın edasıyla baktım ölüme,
Bugun Ölüm bir başka geldi bana,
Sessiz sedasız bir akşam fısıltısı oldu kollarımda,
Bugun Ölüm geldi bana,
Terketmenin erdeminden bahsetti herşeyi,
Bugun Ölüm bana,
Bir başka anlattı kendisini sevenlerini,
Bugun Ölüm,
Hergünün Ötesindeydi, bütün görünmezliğinin gizeminde,
Bugün,
Anladımki Yaşamı sevdirendi ve özlemini hasretini içimizde bir başka yaşatandı ölüm,
Bir kardeşini kucaklarcasına sarıldığımız,
Bizi bize tanıtmaya çalışan bir arkadaştı.
Özgür Mavituna

16 Haziran 2007 Cumartesi

Ölüm Beni Tanımaz

Tanımaz beni ölüm;
Tanımaz ruhumun karmaşası olmasa
Ve,bedenimin kızıl yangını
Senle dolu bir beden daha yoksa içimde
Bomboşluğumu tanımaz ölüm
Kuytu köşelerin karanlıklarındada dolaşsa ruhum
Yangınların ortasında da dursa
Damarlarım da kan yerine,dolaşan zehirse bile
Yine de tanımaz ölüm cahil ruhumu

Ey hücrelerimde sürünen yaren sen!
Ya,öyle doldur ki kaybolmuşluğumu
Ölümle tanıştır beni
Ya öyle yok ol ki
Ben bile tanımayayım,bu ruhsuz ben
TUBA SAPAN

13 Haziran 2007 Çarşamba

MEKTUP - 2


Biraz sonra mezarlık, alkışlarla inledi
Alkışlar isyan dolu, kalpleri perçinledi
Bu görkemli törenin, bu çağdaş korosunu
Münker Nekir isimli, meleklerde dinledi
Dostların ağlamaklı, pozlar verdi basına
Birkaç kürek toprakla, katıldılar yasına
Lakin Kur'an başlarken, duyunca Besmeleyi
Mezarlığı terketti, hepsi koşarcasına
Bir rahatlık hissetti, eve dönüşte karın
Haftalık programda, konken günüydü yarın
Yaşamıştı dünuanın, nice zevkini ama
Bir başka tadı vardı, bir başka şu kumarın
Yaşına rağmen hala dikkat çeken bir tipti
Hala...yürek hoplatan, bir vücuda sahipti
Ve bundan böyle artık, bütün güzel dullara
Sosyete pazarında, korkulu rakipti
Hayat yeni başlıyor, diye düşündü birden
Ne senden eser kaldı ne yattığın kabirden
Vız gelirdi, şu ahlak masalları toplumun
Kurtulmuştı nihayet baskılardan cebirden
İlk önce silmeliydi, hafızadan cismini
İndirdi duvardaki yağlı boya resmini
Arkasından çıkardı, mektupluk ve zildeki
Sarı pirinç üstüne, yazdırdığın ismini
Ertesi gün dostların akıl verdi eşine
Çoluk çocuk düştüler, mirasının peşine
Ne kadar sevinirdin, öldüğüne kim bilir
Görseydin yaptığını, kardeşin kardeşine
Üç gün sonra kutlandı, baldızının yaş günü
Haftasına kalmadı, küçük kızın düğünü
Yani sözün kısası, sen gittiğinle kaldın
Hiç kimse fark etmedi, inanki öldüğünü
Bu mektuptan pek hoşnut kalmadıı biliyorum
Daha neler yazmıştım, vaz geçtim siliyorum
Bu dünyada hesabın, iyi kötü bağlandı
Sana öte dünyada, kolaylık diliyorum
CENGİZ NUMANOĞLU

ÖLÜYE MEKTUP - 1



Minareden bir sela, yükselince kuşlukta
Hazırlandı teneşir, camiideki taşlıkta
Neler söylendi neler, gıyabında bir bilsen
İkindiye kadar ki, bir kaç saat boşlukta


Sağlığında can ciğer bildiğin o dostların
Toplandılar önünde, evdeki minik barın
İçiyordu hepsi de belliki üzüntüden
Hepsindende üzgündü, otuzbeş yıllık karın


İlk dubleler bitince, dağıldı kasvet biraz
Menüye dahil oldu, yeşil erik ve kiraz
Biri kadeh kaldırdı, şerefine ruhunun
Hiç kimseden gelmedi, bu teklife itiraz


Kadehler birbirini izledikçe peşpeşe
Çehreleri kapladı, sanki gizli bir neşe
Ne kadarda severmiş, seni meğer dostların
Bir saatte boşaldı, inanki üç beş şişe


Gerçi sen öldün amma anıların diriydi
Çapkınlığın en renkli konulardan biriydi
Bir puan daha aldın, cinsiyetin yüzünden
Çünkü bu türlü işler, erkeği el kiriydi


Bu sohbet potasında, kaynadıkca taştılar
Hepside temiz kalpli, hepside çağdaştılar
Seni gömdükten sonra, hani o çok sevdiğin
Balık lokantasında anlaştılar


Derken ikindi vakti, duyuldu ezan sesi
Hiç kimsenin camiiye gelmiyordu giresi
Cenazeyi bekledi, bir kaçı kılmak için
Ne rüku vardı çünkü, ne de onun secdesi
CENGİZ NUMANOĞLU

7 Haziran 2007 Perşembe

gerçeklere uyan!

gerçek, gerçek diye tepinirken,
belki de; düşlerin tam göbeğinde
düş kurmayı düşlüyorum ben.

bütün bu muhasebe,
vicdan muhasebesinden kaçış.
günah çıkarmaya çalışmak mı?
zorla girmek istediğim labirent mi yoksa?
kime, neyin,niçin ıspat çabası?

hayallerim yok derken,
asl'olanı özlerken,
bir hayalet miyim oysa ben?

çağlayanlar içinde, susuzluktan ağlarken
özümü görecek göz,
gözümü açacak bir söz beklerken;

uyan! yüreğim uyan!
gerçeklere uyan

şah damarından yakınken,
daha ne gerçeği arıyorsun ki sen?

ÖZLEDİM

İstanbul u özledim.
havasını, suyunu, toprağını
özledim.
denizini seyrederek,
balık ekmek yemeyi,
çay içmeyi özledim.

tanıdık caddelerde,
tanıdık kalabalıkları
vitrinleri özledim.

vapur sesini, martıları
gökyüzünü özledim.
opera pasajını, iskeleyi
güneşin İstanbul dan batışını
özledim.

sahilde bisikletimle gezinmeyi
özledim.
ipimi, topumu, frizbimi
özledim.
pala amca dan aldığım
leblebi tozunu, horoz şekerimi
özledim.

dünü, bugünü, yarını
düşünmeden yaşamayı,
özgürlüğümü özledim.

İstanbul da benden kalan anıları,
beni, ben yapan anları,

ve asla bir daha bulamayacağım
çocukluğumu özledim.